Toplar Damar Hastalıkları

Basur Nedir?

Basur olarak da bilinen hemoroid, en fazla  toplardamar ağırlıklı damarların genişleyerek dışarı sarkmasıyla oluşur.

Polikliniklerinde en sık görülen hastalıklardan birisi olup, hiçbir şikayeti olmayan sağlıklı kişiler muayene olursa her üç kişiden ikisinde hemoroid tespit edilmektedir.

Basur iç ve dış olarak ikiye ayrılmaktadır. İç basur genelde fazla ağrı ve kaşıntıya neden olmaz. Çok ileri durumlarda olmadıkça sadece aralıklı makattan kanama şeklinde belirti verir.  İleri evrelerde makattan dışarı çıkan ve kendiliğinden veya parmakla normale dönen memeler ortaya çıkabilir. Dış basur ise kendilerini genellikle ağrı ve yanma ile gösterir.

Basurun Bulguları ve Basurla Karışan Hastalıklar Nelerdir?

Klinikte kaşıntı, ele gelen meme, ağrı ya da kanama yakınmalarıyla doktora başvururlar. Ortaya çıktıkları anda güvenilir, hassas ve etkili bir tedavi yapılması gerekmektedir. 

Esas bulgusu kanama olan bu selim hastalıkta tedaviye başlamadan önce özellikle 40 yaş sonrası kesinlikle barsaklara kolonoskopi denilen makattan inceleme işlemi yapılması gerekir. Kalınbarsağın kanser olmadığı saptanmadan basur hastalığına odaklanmamak gerekir. Genç hastalarda ülseratik kolit, crohn gibi inflamatuar bağırsak hastalıklarını atlamamak için kolonoskopi yapılması gerekir.

Basurdan  Korunmak İçin Neler Yapılabilir?

• Liften zengin gıdalarla beslenilmeli ve diyette yoksa diyete lif ilavesi yapılmalıdır.
• Dışkılama sırasında ıkınmaktan mümkün olduğunca kaçınılmalıdır.
• Kabızlıktan korunulmalıdır.
• Basur oluşumuna yol açabileceğinden uzun süren öksürük, ağır kaldırma gibi ıkınmaya yol açan hareketlerden kaçınmalıdır.
• Alkol, acı biber ve baharatlı gıdalardan sakınılmalıdır.
• Uzun süre hareketsiz olarak oturulmamalı ya da ayakta kalınmamalıdır.
• Düzenli egzersiz yapılmalıdır. Günde uyku dışında geçen her saat başına 5 dakika yürünmelidir. Uzun süre oturmanın basur oluşumu ile ilgisi vardır.
• Yeterli miktarda su içilmelidir.
• Büyük abdestten sonra rahatsızlık oluyorsa ılık suyla oturma banyosu yapılmalıdır.

Tedavisi Nedir?

Şikayet ve bulgularınıza göre doktorunuz sizin için en iyi tedavi yöntemini önerecektir.

Varis Nedir ve Nasıl oluşur?

Bacaklarda derinin hemen altındaki toplardamar genişlemelerine varis denir.

Bacaklarımızdaki toplardamarlar, kirli kanı yer çekiminin tersi yönünde temizlemesi için akciğerlere ve kalbe taşıyan damarlardır. Bu damarların içinde yukarı doğru akımın sağlanabilmesini kolaylaştıran ve aşağıya doğru kanın toplanmasını engelleyen kapaklar vardır. Bacak kaslarının çalışmasıyla ve bu kapakların yardımı ile kan tek yönlü olarak yukarı ilerler. Ancak kapaklarda hasar oluştuğunda kanın yer çekimi ile aşağı yönde basınç oluşturması ile yüzeysel toplardamarlarda varisler oluşur. 

Toplardamardaki kapakların hasarı ve aşağı yönlü basınç artışı (Venöz Yetmezlik) farklı büyüklüklerde varisler  oluşturur.

Bilimsel makalelerde farklı sınıflamalar olmakla birlikte kabaca 3 tip varis vardır.

Büyük Varisler: Deriden bariz çıkıntı yapan, çapları 4-15 mm arasında değişen varislerdir. 

Orta Boy Varisler:
 Deriden hafif çıkıntı yapan, yeşil renkli, çapları 2-4 mm arasında değişen varislerdir. 

Kılcal Varisler:
 Deriden çıkıntı yapmayan, çapları 1-2 mm den küçük olan kırmızı-mor renkli varislerdir.

Varis Kimlerde Görülür?

Kadınların daha fazla risk taşıdığı bu hastalık aynı zamanda genetik oluşu ile birlikte insanların dikkatli olmasını gerektirir.

Hangi Yaşta Başlar?

Varis hastalığı çocuklarda çok rastlanan hastalık değildir. Risk genelde 15 yaşından sonra başlayıp, yaş ilerlemesi ile birlikte risk artmaya başlar.

Genetik yatkınlık olduğundan özellikle gençler, anne ya da babalarında böyle bir hastalığın olup olmadığını ve tedavi olup olmadığını öğrenmelidir. Anne ya da babada böyle bir sorunun olması kalıtsallık nedeniyle çocuklar için risk oluşturmaktadır.

Uzun Süre Ayakta Çalışanlarda Durum Nedir?

Hastalığın bir diğer nedeni ise meslekdir. Ayakta uzun süre ve  çok fazla hareket etmeden çalışan insanlar riskli grup arasında yer almaktadır. Bu insanlarda damar genişlemesi riski sürekli bulunmaktadır. Çünkü toplardamarlara sürekli basınç gelmekte ve bu nedenle kapakçıkların bozulmasına sebep olmaktadır.

Hamileler / Doğum Yapanlarda Durum Nedir?

Erkek ve kadınlarda görülmesine karşın kadınlarda erkeklere göre en az 10 kat daha fazla görülmektedir. Gebelik esnasında anne adayının kilo alması, daha az hareket etmesi ve bebeğin yaptığı bası ile damarlarda genişleme görülür.

Derin Ven Trombozu Nedir?

Derin ven trombozu (DVT) bacaktaki derin toplar damarlar içinde pıhtı oluşması anlamına gelmektedir. Pıhtı dışarıdan görülmesi zor olan derin toplardamarlarda bulunmaktadır. Pıhtı kan akımını tam yada kısmen engelleyerek bacakta toplardamar kanının birikmesine neden olur.

Neden Önemlidir?

DVT çoğu kez ağrısız olmakla beraber oluşmuş olan pıhtının bulunduğu yerden kopup, kan akımı ile akciğer damarlarını tıkayarak çok ciddi sonuçlara neden olması sebebiyle oldukça önemlidir. Bu durum akciğer embolisi olarak isimlendirilir. Derhal tedavi edilmediği takdirde ölüme yol açabilir.

Pıhtı zaman içinde erise bile çoğu zaman tam olarak erimediği için damarda darlıklar oluşmasına ve kirli kan sisteminde bulunan kapakların bozulmasına yol açar. Pıhtı oluştuktan sonra uzun dönemde artan bir şekilde bacaklardan dönmesi gereken kan, damarlar içinde  göllenmeye başlar.

Bu durumda toplardamarlardaki yüksek kan basıncının dokulara zarar vermesi sonucunda bacakta şişme, ağrı, renk değişikliği ve bilekte yaralarla (venöz ülser) karakterize toplardamar (venöz) yetmezliği gelişebilir.

Nadiren tıkanan toplardamar, bacakta göllenen kanın boşalmasını engellemesi sonucunda bacak giderek şişer ve sonuçta atardamar dolaşımı bozularak bacakta gangren gelişebilir.

DVT Açısından Riskli Gruplar

Kemik kırıkları, kalça/diz protezleri, büyük genel cerrahi ameliyatlar, kanser, gebelik, geçirilmiş eski bacak pıhtısı, uzun süreli yatak istirahatleri, ileri yaş, şişmanlık durumunda ve bazı genetik olarak pıhtılaşmanın olmasını engelleyen yardımcı maddelerin eksikliği sonrasında pıhtılaşma riski artmaktadır.

Belirtileri Nelerdir?

DVT’li hastaların yaklaşık yarısında hiçbir ciddi belirti olmayabilir. Ancak en yaygın şikayet bacakta ağrı, hassasiyet, şişlik ve bacağın renginin özellikle ayakta iken mor ya da mavimsi olmasıdır.

Pıhtı akciğere ulaşırsa nefes darlığı, göğüs ağrısı, öküsürük ve kanlı balgam çıkarma şikayeti gelişebilir.

Nasıl Tanı Konulur?

Risk faktörleri bulunan ve bulguları olan bir hastada yukarıdaki şikayetlerin ortaya çıkması DVT’yi akla getirmelidir.

DVT tanısında en kolay ve güvenilir yöntem renkli Doppler ultrasonografidir. Renkli Doppler ultrasonografi ile DVT tanısı ağrısız, kolay, ucuz ve doğru bir şekilde konulabilir.

Nasıl Tedavi edilir?

DVT tedavisinin ana amacı akciğer embolisi ve tekrar DVT gelişiminin engellenmesidir. Tedavinin diğer amaçları ise hastanın bacağındaki şikayetin azaltılması ve ilerde oluşabilecek olan sorunların engellenmesidir.

Bu açıdan doktorunuz kan sulandırıcı ilaçlar, varis çorapları gibi tedavi yöntemlerinde en uygununu sizin için belirleyecektir.

DVT’de Günlük Yaşam İçin Öneriler

DVT geliştiğinde ağrı ve şişlik nedeni ile hastaların hareketleri ve yaşamları zorlaşır. Bu nedenle yaşamın normale dönmesi zaman alabilir. Doktorunuz hastalığın süreci ile ilgili size bilgi verecektir. Ancak şunlara dikkat edilmesi yararlı olacaktır;

  • Uzun süre oturmak gerektiğinde bacaklar hareket ettirilmelidir.
  • Uyanık iken her saat başı ayağa kalkıp kısa yürüyüşler yapılabilir.
  • Bacakları sıkan kıyafetler giyilmemelidir.
  • Varis çorapları doktor tavsiyesine uygun bir şekilde kullanılmalıdır
  • Sakatlanmaya neden olabilecek ağır hareketlerden kaçınılmalıdır.

DVT'nin Engellenmesi

Önemli sorunlara yol açabilecek olan DVT çeşitli yollarla ve önlemlerle engellenebilir bir hastalıkdır. Öncelikle DVT gelişimine yol açabilecek olan risk faktörleri azaltılmalıdır. Özellikle büyük cerrahi girişimler ve uzun süreli hastane yatışlarında pıhtılaşmayı engelleyici ilaçların düşük dozda verilmesi, hastaların olabildiğince erken ayağa kalkıp yürümeye başlamaları, ameliyat anında ve sonrasında varis çorapları DVT gelişimi riskini önemli derecede düşürür.

Bunun yanında uzun yolculuklarda aralıklı yapılan bacak egzersizleri ve bol su tüketimi de DVT riskini azaltabilir.

SİTE HARİTASI
BİLGİ TOPLUMU HİZMETLERİ
© 2011-2017 Abdi İbrahim İlaç Sanayi ve Tic A.Ş.
Bu sitede yer alan bilgiler, hekim ve eczacıya danışmanın yerine geçmez. Abdi İbrahim ilaçları ile ilgili her türlü bilgi talebinde bize ulaşabilirsiniz;
Tel: 0212 366 8400
E-Posta: info@abdiibrahim.com.tr